Yüce UYANIK
 
 
 
 
 

Daha önceki yazılarımda faktoringin tanımı, uluslararası faktoringin ülke ihracat hacmini artırmada ve ekonomik krizi aşmadaki rolü ve Türkiye tipi yurtiçi faktoring işlemleri ile ilgili bazı tartışmalar yapmıştık.

 

Bu yazımda ise faktoring işleminin gerçekleştirilmesindeki en önemli aşama olan temlik ile ilgili bildirim notlarının Türkiye’deki kullanımından bahsedeceğim.

 

Önce konunun özüne bakalım. Faktoring alacağın temlikine dayanan bir hizmet. Bir faktoring işleminin uygulanması sırasında alacağın temliki de çok istisnai durumlar hariç  fatura üzerindeki alacağın faktore devri ile gerçekleşmekte. Konuyu daha iyi açıklayabilmek için önce biraz karmaşıklaştırıp yasal çerçeveye bakalım. Önce her zaman olduğu gibi faktoringin tanımı: “Mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak alacakların faktoring şirketi tarafından temlik alınarak tahsilinin üstlenilmesi ve faktorün bu alacaklarla ilgili ödemede bulunarak finansman sağlaması” (Türkiye tipi faktoring) ve “Finansman amaçlı olsun ya da olmasın mal veya hizmet satışından doğmuş alacakların faktoring şirketi  tarafından temlik alınarak alacakların tahsili, alacak kaydının tutulması ve şüpheli alacaklara karşı koruma hizmetlerinden en az birisinin sağlanması” (FCI’ın tanımı).

 

Her iki tanımda da ortak olan en önemli husus mal veya hizmet satışı ile ilgili alacakların faktoring şirketine temlik edilmesi. Temlik nasıl gerçekleşiyor?

 

Borçlar Kanununun 162 – 172. maddeleri temlik ile ilgili yasal hükümleri içermekte. Buna göre daha önceden herhangi bir engel olmadıkça alacaklı kişi alacağını borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü şahıslara temlik edebilir. Borçlu da daha önceden yazılı bir şekilde reddetmemiş ise temlike itiraz edemez.[1] Yani Borçlu daha önceden alacaklısı ile yapmış olduğu anlaşmalarda yazılı olarak temliki yasaklamadı ise kendisinden alacaklı olan kişi bu alacağı herhangi üçüncü bir şahsa temlik ettiğinde, ödemesini yeni alacaklıya yapmak zorundadır. Ancak, Borçlu temlikin yapıldığını bilmiyor ise yani kendisine bu konuda ihbar gelmedi ise elbette kendi bildiği alacaklıya bu ödemeyi yapabilecektir.[2] Dolayısıyla yeni alacaklı temlik almış olduğu alacağın kendisine ödenmesini garanti altına almak için temlikin ihbarının  yapılmasını tercih edecektir. Öte yandan, alacağın devri yasal olarak temlik eden ve alan arasındaki yazılı bir anlaşma ile mümkün olabilir ancak bu anlaşma herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Yani konunun herhangi bir şekilde yazılarak imzalanması yeterlidir.[3]

 

Tekrar faktoringe dönersek, temlikin yapılması için devreden ve devralan arasında bir anlaşma olması yeterli. Bu anlaşma da faktoring şirketi ile müşterisi arasında imzalanan sözleşme. Temlikin miktarının da belirtilmesi gerekiyor ama faktoring sözleşmesi genel hükümleri olan ve doğmuş ve doğacak alacakların peşinen temlikini içeren bir sözleşme. Yani sözleşme imzalandığı sırada müşterisi faktoring şirketine henüz doğmamış alacaklarını da doğduklarında temlik edeceğini söylemekte ama bu alacakların meblağı elbette bilinmiyor. Miktarı bilinmeyen alacakların temlikinin tamamlanması da sözkonusu alacak miktarının belli olmasından sonra bu alacakların ilave bir belge ile sözleşme kapsamına alınması ile mümkün.

 

Önce bu uygulamanın Türkiye dışında ne şekilde yapıldığına bakalım: Faktor ve müşterisi arasında bir faktoring sözleşmesi imzalanır. Genel hükümler ve toptan temlik içeren bu sözleşmede çeşitli masraf oranları belirtilebildiği gibi faktoring şirketinin o müşterisine alacak üzerinden yüzde kaç ön ödeme yapacağı, minimum ne kadar masraf alacağı veya azami ne kadar ön ödeme yapacağı gibi maddeler de eklenebilir. Alacaklar doğduklarında sözleşme ile ilişkilendirilerek satıcı tarafından yetkili kişilerce imzalanmış NTR (Notification and Transfer of Receivables) formu (Türkiye’de Alacak Bildirim Formu (ABF) veya Temlik Mektubu isimleri ile anılmakta) ile faktore temlik edilir. Ayrı bir yazı ve/veya fatura üzerine yazılan veya yapıştırılan bir temlik notu ile de faturanın borçlusuna o alacak ile ilgili temlik ihbar edilir. Fatura üzerine yazılmış olan diğer yazılar gibi faturayı düzenlemiş olan kişinin faturanın herhangi bir yerine atmış olduğu yetkili imzası ile temlik notu (ihbar) da resmileşmiş olur. Yani faktoring sözleşmesine herhangi bir meblağ yazma zorunluluğu yoktur ve fatura üzerindeki temlik notunun ayrıca imzalanması gerekmez, faturanın orijinal imzası yeterlidir. Aksi taktirde fatura üzerine konan her ibarenin ayrı ayrı imzalanması gerekirdi.

 

Türkiye tipi faktoringde ise durum biraz farklı. Konuyu daha iyi açıklamak için şu sırada ortadan kalmış olan damga vergisi sorunundan söz etmek gerekiyor. Bildiğimiz gibi damga vergisi niteliklerine göre kağıtlara uygulanmakta. Temliknameler de damga vergisi kapsamında. Dolayısıyla temlikname niteliğindeki her kağıt ayrı ayrı damga vergisine tabi. Faktoring işlemleri Türkiye’de yurtiçinde ilk uygulamaya başlandığında yurtdışındaki uygulamadaki gibi hareket edildiğinde birim işlem maliyetini damga vergisi oranı kadar artıracağı ortaya çıktı. Yani genel faktoring hizmet sözleşmesinde rakam olmadığı için maktu bir vergi ödenecekti ama her bir işlem için temlik alınan alacaklar üzerinden ayrıca damga vergisi tahakkuk edecekti. Yani her bir ABF ayrı bir temlikname sayılacağı için komisyon ve iskonto masrafı dışında damga vergisi oranı kadar bir masraf ilavesi faktoringin Türkiye’deki yerleşim ve gelişimi açısından son derece negatif bir netice doğuracaktı. Öte yandan bankalar Genel Kredi Sözleşmelerine müşterilerine verdikleri limit kadar rakam yazıp o kadarlık damga vergisi ödemeyi sağlayarak sözkonusu krediyi rotatif olarak kullandırıyorlardı. Çoğunluğu eski bankacı olan faktoringciler “faktoring kredisinin”??? de aynı şekilde uygulanması gerektiğini savundular.  Başlangıçta yöntem şöyle belirlendi: Faktoring sözleşmesine müşteri için belirlenmiş olan ön ödeme limiti kadar bir rakam yazılacak ve damga vergisi tahakkuku yapılacaktı. Zaten faktoring sözleşmesi temlikin genel hükümlerini belirlediği ve diğer tüm kağıtlar o sözleşme ile ilişkilendirildiği için “bir koyundan çift post çıkmaz” mantığı ile başka damga vergisi tahakkukuna gerek kalmayacaktı. Ön ödemesiz faktoring işlemlerinde ne yapılacaktı? Allah’tan Türkiye tipi yurtiçi faktoring işlemlerinin neredeyse tamamı ön ödemeli olduğu için bu problem otomatik olarak halloluyordu.  Alacak Bildirim Formlarında, müşterinin verdiği talimatlarda ve fatura kopyası üzerine yapıştırılan temlik notlarında sözkonusu alacağın faktoring şirketine temlik edildiği açık açık yazılıyordu.

 

Bu rahatlama çok uzun sürmedi, 21.08.1998 tarih ve 30454 sayılı Maliye Bakanlığı görüşü ile temlikname niteliğinde görünen her kağıdın ayrı ayrı damga vergisine tabi olması gerektiğini belirtildi. Faktoringciler bu tarihten sonra dokümantasyonlarını gözden geçirerek temlik notlarındaki temliğe dair tüm işaretleri ortadan kaldırarak bu etiketleri sadece sözkonusu faturanın faktoring sözleşmesi ile ilişkilendirilmesi yönüyle kullanmaya ve ABF’leri de kullanmamaya başladılar. Bir süre sonra 15.03.1999 tarihinde yeni bir özelge ile Maliye Bakanlığı bu konuda sözleşmedeki damga vergisinin yeterli olduğunu belirtti. Ancak bir süre sonra bir faktoring şirketinde yapılan vergi incelemesinde, her işlem bazında damga vergisi tahakkuku yapılmadığı gerekçesiyle önemli miktarda bir ceza tarhiyatı yapıldı ve mahkeme ve Danıştay nezdindeki davalar faktoring şirketi aleyhine neticelendi. Neyse ki 2002 yılında Damga Vergisi Kanunu’nda yapılan bir değişiklik ile faktoring işlemleri ile ilgili kağıtlardan damga vergisi kaldırıldı.

 

Damga vergisi konusunun engelleyici olduğu dönemlerde, ABF lerin kullanımının minimuma inmesi nedeniyle bir risk daha doğdu. Fatura üzerindeki alacağın faktore temlik edilmiş olduğu nasıl belli olacaktı? Yani faktoring şirketi Temlik mektubu ya da ABF olmadan sözkonusu alacağı gerçekten müşterisinden temlik almış olduğunu nasıl ispatlayabilecekti. Borçluya gönderilmeyen ve fotokopi şeklindeki faturadaki alacağın faktoring sözleşmesi ile ilişkili olduğu ifadesini içeren etiketi faktoring şirketi kendisi de yapıştırmış olabilirdi. Bu riski ortadan kaldırmak için 1990’lı yıllardan başlayarak bazı faktoring şirketleri özellikle orijinal olmayan faturalarla temliki bildirilen alacaklar için temlik notu üzerine temlik eden firmanın kaşe ve imzasını istemeye başladılar. Buradaki temel amaç zaten faktoring uygulaması bildirimsiz olduğu için borçluya gönderilmeyen ve herhangi bir işlevi olmayan temlik notunun resmileştirilmesi değil özellikle ABF’nun olmadığı durumlarda sözkonusu faturanın sözleşme ile ilişkisini kurmak ve faturanın aslı gibi orijinal imzalı olmasını sağlamak idi. Bildirimli faktoring işlemlerinde zaten müşteriye giden fatura üzerinde aynı yurtdışı işlemlerde olduğu gibi bu not zaten yer almak durumunda.

 

Ancak daha sonraki seneler boyu faktoringciler ve onları denetleyenler ABF (ya da Temlik Mektubu)’nun olduğu durumlarda borçluya hitaben yazılmış ama hiç kimsenin görmediği  ve hiçbir işlevi olmayan temlik notlarını ve üzerlerindeki kaşe ve imzayı, muhtemelen gerekçesini bilmeden aradılar durdular.

 

Şimdi damga vergisi kaldırıldığına göre faktoringcilerin alacak bildirim formlarını normal şekilde kullanmalarının da bir sakıncası kalmadı. Bu form üzerinde temlik edilmiş fatura detayları yer aldığı ve bu form satıcının yetkilileri tarafından imzalandığı için o fatura için temlik sözleşmesi tamamlanmış olacak ve temlik notu üzerine kaşe imza almak artık gerekmiyor. Faktoring şirketlerinin ilgili faturaların varlığını tevsik etmeleri için birer kopyasını almaları yeterli. 

 

Sonuç: Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklik faktoringcilerin arasında aslında hiç kimseye anlamlı gelmeyen ama öteden beri o şekilde uygulandığı için hiç kimsenin değiştirmeye cesaret edemediği ve uzmanlara konunun anlamsızlığı sorulduğunda “Haklısınız ama yine de böyle uygulamaya devam edin” dedikleri bir uygulamanın ortadan kalkmasını sağlamış olacak.

 

 

Yüce UYANIK

Şubat 2003

 

 

 



[1] Madde 162 - Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş
olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa
temlik edebilir.Borçlu, alacağın temlik edilmemesi şart edilmiş olduğunu bu şartı ihtiva
etmeyen bir ikrarı bilkitabeye istinat ile, alacağını temellük eden üçüncü bir
şahsa karşı iddia edemez.

[2] Madde 165 - Temlik veya temellük eden tarafından alacağın temlik olunduğu
kendisine bildirilmezden mukaddem evvelki alacaklıya ve mütevali temlikler
vaki olmuş ise alacağı temellük edenlerden tercihi lazım gelen biri var iken
diğerine hüsnü niyetle tediyede bulunan borçlu, beri olur.

[3] Madde 163 - Tahriri şekilde yapılmış olmadıkça alacağın temliki muteber
olmaz. Bir alacağın temlikini va'detmek, hususi şekle tabi değildir.

Faktoring Temlik Notu

Şubat, 2003

 
 

<< Previous

Next >>

Made on a Mac